kaç cemre düşmeli yüreğime
ısınmak için yeniden
unutmak için yeşil nazarlarını
kaçbahar geçmeli hasretinin üstünden
kaç ceylan su içmeli sevda sebillerinden
kaç güvercin uçmalı
vuslat semalarında
kaç yağmur ıslatmalı tenimi
arınmak için özleminden
.
.
Sus" dedin
sustum ...
Oysa
Dilimin ucunda öyle çok kelime vardı ki ....
Yuttum ....
Kendi cümlelerimde boğdun ,
Ne yapsanda bendeki "sen" 'i kirletemezsin
"Sen" 'i öyle bir derine sakladım ki
Sen bile ulaşamassın ......
Bırak !
Dokunma ! İçimdeki mabedin öylece kalsın...
"Bırak"
Diyorum!
Daha fazla uğraşma
"Sen" 'i benden alamassın
Canımı yaksın,
ruhumu kanatsın,
bırak "sen" 'i, bende kalsın İçimdeki "sen"'i sen bile yıkamassın...
Bırak !
Dokunma !
Dokundukça derine batarsın,
Hançerlerini sapla en derine,
Ne farkeder,
GİTTİN
Bundan fazla acıtamazsın...
Kibrit Çöpleri...
Ben kibrit çöplerini insanların yaşantılarına benzetirim.
Kibrit kutusu insanın yaşadığı toplumu ifade eder bir bakıma...
Bazı kibrit çöpleri vardır bir amaç için yanarlar, kimi bir sigara yakar,
kimi bir ocak, kimi boş yere yanıp tükenir hiçbir işe yaramadan. Kimi
ise bir ormanı, bir evi, büyük bir alanı yakar kül eder, kendisiyle birlikte.
Kibrit kutusunu açıp baktığınızda hepsi aynı gibi gözükse de birbirinden
farklı kibrit çöpleri vardır.
Bazıları yanamayacak kadar incedir yakarken kırılır zannedersiniz ama
bilirmisiniz en iyi onlar yanar. Bazıları da epeyce kalın. Zannedersiniz ki
yanınca yeri göğü yakacak ama yakınca bir bakarsınız foss diye bir ses çıkarır
kendisini bile yakamaz. Sadece ucundaki kimyasal madde alev bile almadan
kararır gider. Kimileri eğri büğrüdür ama yine de bir kibrit çöpünden
beklenen fonksiyonları eksiksiz yerine getirirler.
Her zaman en üstteki kibrit çöpleri ilk önce yanar. İşte insan yaşamı da bu
kibrit çöplerine benzer, kimi insanlar vardır kendinden beklenileni
asla yerine getiremezler, kalın kibrit çöpü gibi kendi kendilerini yok eder giderler,
kimi insanlar vardır bir lambanın fitilini yakarlar kendileri yok olup gitse de ışığı kalır.
Eğri ve kırık kibrit çöpleri gibi sakat insanlar vardır aramızda yaşayan, onları
şekilleriyle değil işlevleriyle değerlendirmeliyiz neyi yaktığına bakmalıyız.
Kibrit kutularını içinde yaşanılan topluma benzetmiştim; ıslak bir kutudaki
kibriti istediğin kadar uğraş yakamazsın demek ki içinde yasanılan toplum
insanı istemese de çok etkiler. Bazı kibrit çöpleri de aykırı insanları ifade eder
tüm kibrit çöpleri aynı yöne bakarken onlar tam tersine bakar kutuda.
Kutu açıldığında ilk önce onlar göze çarpar ve herkesden önce yanarlar.
Aykırılık başa beladır. Bazı kibrit çöpleri birbirine yapışmıştır dikkat
ederseniz onlar da kafadar insanlar gibidirler kanka misali biri yanınca diğeri de yanar.
Ama en tehlikelisi kendiyle birlikte kutuyu da yakan kibrit çöpleridir.
İçinde bulundukları toplumu çökertirler. Bazı kibrit çöplerinin ucunda kimyasal maddesi yoktur.
Ne yaparsa yapsınlar yanamazlar. Toplumun içerisinde ot gibi yaşar giderler.
Toplum nereye onlar oraya.
ACABA SİZ HANGİ TÜR KİBRİT ÇÖPÜSÜNÜZ HİÇ MERAK ETTİNİZ Mİ???

SEN VE BEN MASALI
Sen bir çiçek olsaydın sevda çöllerinde
ömrümce yaş dökerdim kurumayasın diye
seni yalnız güneşin aklığı
güllerin sıcaklığı ile beslerdim
ve mehtabın büyüsü ile süslerdim yapraklarını
her sabah kızıllığında yeniden koklamak için
sen bir defter olsaydın, ben kalem olurdum
seni yazardım gece gündüz şiirlere, romanlara,
dağlara, bulutlara, rüzgarlara
elimin ulaştığı, gözümün gördüğü heryere seni yazardım
dilime destan, yüreğime mühür kazardım
bir ömür seninle yaşamak, seninle yaşlanmak için
sen bir ceren olsaydın avcıların önünde
sevgimi siper ederdim vurulmayasın diye
yaralarını rüzgarın diliyle okşar
güllerin eliyle sarardım
ve seni dağların moruyla gizler
pınarların diliyle seslerdim
kem gözlerden, katı yüreklerden korumak için
sen bir çoban olsaydın sürüler peşinde
kalbimde taşırdım hep yorulmayasın diye
ve kavalını rüzgarın nefesi ile üfler
çağlayanların sesiyle dinlerdim
her gece ayışığında duygularını okşamak için
sen bir kardelen olsaydın dağların eteğinde
ben yaprak olurdum rüzgarda titreyen
dört bir yana kokular saçar dururdum
her dem aşkın ile sarhoş olmak için
sen bir dal olsaydın, ben toprak olurdum
sen bir göl olsaydın, ben ırmak olurdum
kalbine akardım gece gündüz
senden uzak kaldığımda ağlar dururdum
sen güneş olsaydın, ben dünya olurdum
dönerdim ekseninde durmadan
her sabah, her akşam yeniden buluşmak için
ve saçlarını gökyüzünün mavisi ile yıkardımSen Vurdunda Ben Ölmedim mi?
.
Yoklugunda ne atesleri hasretimle yaktim da
Bir seni yakamadim, beni yaktigin gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Simdi nerdesin diye sakin sorma
Sen çagirdin da ben gelmedim mi?
Sen varken darilmazdim çiçeksiz baharlara,
Yagmurlu havalara...Bu kasvetli aksamlara
Sen varken
Bakip içlenmezdim tren istasyonlarina
Otobüs duraklarina...
Sen varken ayrilanlara aglamazdim...
Yikilmazdim biten sevdalarin ardindan
Gidenlere küsmezdim
Kalanlara acimazdim...
Sen varken böyle üsümezdim-titremezdim
Masumdum, çocuklar gibi
Böyle delirmezdim-küfretmezdim...
Hele ölmeyi hiç düsünmezdim.
Simdi soruyorum sana
Adi sevdaysa bu cehennemin
Sen yaktin da ben yanmadim mi?
Biliyorsun
Bütün acilarina 'yesil isik' yaktim olmadi
Bütün korkularina'arka çiktim'olmadi
Daglara merdiven dayadim olmadi
Haziranda kar oldum yagdim avuçlarina olmadi
Sevdim olmadi -yandim olmadi-taptim olmadi
Artik benden pes
Bu askin biletini istedigin gibi kes
Nasilsa gidiyorsun
Biliyorum git...
Ama ardinda
Aglayan bir çift göz
Paramparça bir yürek
Ve yikilmis bir dag görmek istemiyosan
Çek silahini-daya sirtima
Titrersem namerdim...
Sen vurdun da ben ölmedim mi?
.
Ahmet Selçuk İlkan
BEKLEYENLER İÇİN
Bir ayak sesi duymayayım
Kapıya koşuyorum
Gelen sen misin diye
Bir siyah saç görmeyeyim
Yüreğim burkuluyor
Ağlamaklı oluyorum
Her şey bana seni hatırlatıyor
Gökyüzüne baksam
Gözlerinin binlercesini görürüm
Bir rüzgar değse yüzüme
Ellerini düşünmeden edemem
Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer
Tadı senden gelir
Yediğim yemişlerin
İçtiğim içkilerin
Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı
Bu emsalsiz hüzün
Seni beklediğim içindir
Resmine bakamaz oldum
Uykulardan korkuyorum artık
Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan
Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor
Şu ayna karşısında güzelliğini seyretmeni
Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada
Ve şu saat geldiğin anda
Durabilir sevincinden
Zaman çıldırabilir
Çünkü benim dünyamda
Ölümsüzlük, seni sevmek demektir.
Bir çocuk doğmayı bekler
Bir ağır hasta ölmeyi
Bitkiler yağmur ve güneşi bekler
Yalnız bir kadın sevilmeyi
Ve düşün ki bir adam
İçinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi
Seni bekler
Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi
Sen gelinceye kadar
Pencerem kapalı duracak
Rüzgar gelmesin diye
Artık perdeleri açmayacağım
Gün ışığı girmesin diye
Sonra kahrolacağım
Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta
Ve günlerce gecelerce haykıracağım
Nerdesin diye, Nerdesin?
Bir gün bu kapıdan sen gireceksin
Biliyorum
Ergeç bu bekleyişin bir sonu gelecek
Yıllarca sonra
Öldüğüm gün bile gelsen
Bütün bu bekleyişimi ve öldüğümü unutup
Çocuklar gibi sevineceğim
Kalkıp sarılacağım ellerine
Uzun uzun ağlıyacağım.
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
ALLAH KAHRETSİN
Bu böyle sürüp gitmeyecek biliyorum
Bir sabah bir dilencinin avuçlarına bırakacağım kendimi
Kim ne derse desin!
Tahammülüm kalmadı artık
Bıktım seni sensiz yaşamaktan
Nasılsa döneceğin yok senin
Çıldıracağım bu gidişle
Allah kahretsin! ..
Dünya ateşler içinde
Savaşlar almış başını gidiyor
Afrika'da insanlar açlıktan ölüyor
Bense bu gidişle sensizlikten öleceğim
Umurun da mı senin?
Kimbilir hangi cehennemdesin?
Allah kahretsin! ..
Hangi masaya otursam
Senin sevdiğin içkiyi koyuyorlar önüme
Vazomda hep senin sevdiğin çiçekler
Ve dudaklarımda hep senin sevdiğin şarkılar
Senin doğumgünlerini kutluyorum senden habersiz
Ve her sabah dualar ediyorum mutluluğun için
Ne yapsam, ne etsem, nereye gitsem
Ecel gibi peşimdesin
Allah kahretsin! ..
Dün birine rastladım aynı sokakta
Saçları sen, gözleri sen
Koştum heyecanla peşinden
Ve hayatımda ilk defa bir tokat yedim
Senin yüzünden...
İşte böyle bir sevda benimkisi
Bu zamanda, bu devirde
Haklısın adam olacağım yok benim
En güzeli artık son vermek bu hayata
En korkunç uçurumlardan bırakmak kendimi
Ya da en yüksek tepelerden
En uçsuz bucaksız denizlere bırakmak bedenimi
Ama içimde sen varsın
Ya sana bir şey olursa?
Allah kahretsin
her dem güzelliğinden sarhoş olmak için